Masa üzerinde  kalan  satılmış iki aşk,  geceden sabah'a hüzzamla.. Masa üzerinde bir şarap,  iki bardak; geceyi  dudak izleriyle  anlatan.. Masa üstünde kalmıştı çok şeyleri göz önüne alıp başlayan  aşkın sözcüklerinin sancısı....  Masa üstündeki iki el sabaha ulaşamamıştı anlaşılan. Bu gece hayırsızdı,  iki mum bitmişti, biten  bir aşk gibi..Bir araya gelmek için herşeyi yapan iki kişi, şimdi yeni doğacak günün şafağını  bile görememişti.   Ömür geçiyordu, yaşamalıydı herkes, her acıyı tatmalıydı, aşkın sancısını da... Bitmişti herşey, kimse bilmeyecekti, kimse sorgulayamayacaktı.   Sadece bir aşktı  o da, iki kişi haricinde kimin umrundaydı? Yoksa hiç durmadan dönen plağın sancısı bundan mıydı, ya da masanın altında yatan kedinin kederli,  ağlamaklı bakısı. Şimdi  iki  insanın bir araya gelip oluşturduğu önemli şey  ne olacaktı? Hesabı kime sorulacaktı, bir çaresi olmayacak mıydı? Filmi geri almalıydı, şafak hayırsız doğmamalıydı.  Belirsizdi şafak doğmamıştı ama, hayırsız olacaktı. Masada iki aşk bitmişti, geride kalan neydi? Masa, mumlar, bardaklar haricinde hiçbir şey veya hiçbir şey olamayan herşey… Sonunu beklemeyen bir plak hala dönüyor masanın başucunda, bir gözyaşı kalmış masanın üzerinde, altında kedi beklemekte hala.. Bitti işte bitti diyebilecek kimse yok masanın etrafında, bir ask bitti masanın etrafında, ne masa ne etrafındakiler farkında hala…

 

ANA SAYFA